HÜMA

HÜMA

Merhaba,
“Selam” vererek çıktığımız bu yolculukta; bu kez istikamet üzere,
“Sırat-ı Müstakim” dosya konumuz ile karşınızdayız.
Biliyoruz ki Sırat-ı Müstakim, “Doğru yolu bulmak ve ondan şaşmadan
yol almak” demek olup hem dünya hem de ahiret hayatında mutlu
olmanın teminatıdır.
İlk sayımızın ardından aldığımız dönüşler ve pek çok olumlu temenni
ardından bu sayıya aşk ile çalıştık. Büyük bir heyecanla sizlere
sunduğumuz bu ikinci sayımıza bir niyazla başlamak istedik: “Allah’ım,
gayeye ulaştıran doğru yolu bilmeye bizi muvaffak kıl ve bizi yolda sebat
edenlerden eyle. İstikamet üzere olmak ancak Senin rahmet, hidayet ve
himayenin bir mükâfatıdır.”
Bu sayımızda, “Sırat-ı Müstakim” konusunu “Tahterevallide Dengede
Durmak”, “İki Nokta Arasında”, “İşte Bu: İstikamet”, “Dile Kolay Kalbe
Zor: Rotayı Korumak” başlıklı dosya yazılarımızla derinlemesine ele
aldık. Numune-i imtisal bölümümüzde UNESCO’nun Dünya Mirasları
listesindeki dünyanın hâlâ eğitime devam en eski üniversitesinin
kurucusu, İslâm’ın şerefli bir kadını Fatıma el-Fihri’yi ve derinliğinden
uzaklaşan sevgi mefhumunun naifliğine, isminin de manasıyla âdeta bu
ümmetin sevda çağlası olmuş yiğit hanım sahabelerden Sümeyra bint
Ubeyd validemizin yolculuğuna şahitlik ettik.
“Varoluşun Gayesi ve İdrak Melekeleri” başlıklı konumuzla hepimiz
yaşamımızın bir döneminde muhakkak kendimize sorduğumuz: Ben
neden yaratıldım? sorusuna cevap aradık. Zahir Tefekkür bölümümüzde
“Aradığınız Kula Şu Anda Ulaşılamıyor” dedik ve tüm insanlığın özenerek
hazırlanmaya gayret ettiği, bir kişinin Müslüman olduğunun en güzel
göstergesi olan namazın, geçmişte verdiğimiz bir sözü bu dünyada
unutmadığımıza dair vefa göstergemiz olduğunu sunmaya gayret ettik.
“Serçe Parmağı”, “Ruh Yordamı”, “Gözağrısı” kitapları ve çeşitli
gazetelerdeki köşe yazılarıyla takip ettiğimiz Gökhan Özcan; modernlik,
yazarlık ve hayat hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Fıkıh çalışmaları
tanıdığımız, “Hanımlara Mahsus Hükümler”, “Ehl-i Sünnet Akaidi”,
“Hac ve Umre Hükümleri” eserlerinin yazarı Asuman Karamustafaoğlu
ile derin bir sohbet gerçekleştirdik. Bu iki değerli ismi dergimizin ikinci
sayısında ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz.
Bu sayımızda bir yeniliğimiz de var. Ülkemizde bulunan yabancı
uyruklu öğrencilerimize gönüllerimizi açtığımız gibi sayfalarımızı da
açıyoruz. Her sayımızda aynı duyguları ve aynı düşünceleri paylaştığımız
kardeşlerimize kendi dilleriyle ifade imkânı sunuyoruz.
Yolumuz uzun... Zor... Çetin… Ama Rabbimize şükürler olsun, bizlere
İslâm ümmetinin geniş coğrafyasından candan yol arkadaşları da nasip
etti.
Bir dahaki sayıda aynı heyecanla buluşmak üzere...

Hüma Dergisi Sayı 4 Haziran-Temmuz 20

Hüma Dergisi Sayı 3 Nisan-Mayıs 20

Hüma Dergisi Sayı 2 Şubat-Mart

Hüma Dergisi Sayı 1 Aralık-Ocak